Kadın kırımına karşı küresel mücadele kampanyası başlatıldı

Dünya genelinde 73 kadın örgütü ve 181 kadın şahsiyet, öncü kadınlara yönelik katliam politikalarını teşhir etmek ve kadın kırımının önüne geçmek için küresel bir mücadele kampanyası başlattı.

Girişimcileri arasında Kürt Kadın Dış İlişki Örgütü’nün (REPAK) de yer aldığı 73 kadın örgütü ve 181 kadın şahsiyet, küresel bir mücadele kampanyası başlattı.

“Yaşam için dokularımızı oluşturuyoruz: Siyasi kadın kırımını durduralım! Öncülerimizin yaşaması için. Bir siyasi kadın kırımının daha yaşanmaması için” başlıklı açıklamada her kadın kırımının politik olduğuna vurgu yapılıyor.

Açıklamada “toplumsal mücadelelerin tasfiyesini amaçlayan kadın öncülerine yönelik kırım politikasını sona erdirmek için ne gerekiyorsa yapmak ve kendimizi bu mücadeleye adamak amacıyla (…) kampanya örüyoruz” denildi.

Kampanya ilanında şunlar ifade edildi: “Her kadın kırımı politiktir, son 5 bin yılda inşa edilen ataerkil sistemin iktidar ve egemenlik ilişkilerinin sonucudur. O zamandan bugüne kadar din, devlet ve ordu arasındaki ittifak toprak, halklar ve kadınlara hükmetmeye devam ediyor.

Bütün bu cinayetler sadece mülkiyet hakkını ve dolayısıyla kadınların uysal ve sessiz itaatini tanıyan egemen bir zihniyetin ifadesidir. Bütün bu cinayetler, direnen çoğunluğun gücünü zapt etmeyi amaçlayan iktidarların insanlıktan ne kadar uzak olduğunu ortaya koyuyor. Egemen sınıfın ezilen kadınlar ve dışlanan bütün kesimlere karşı ne denli despotça yaklaştığını gözler önüne seriyor. Zorbalık ve militarizm, saldırı ve işgaller dünyayı kontrol ediyor, karşı duran ve haklarını savunanları hedef alıyor.

Ulus-devletler, paramiliter güçler ve devlete ait şirketler tarafından uluslarötesi ekonomik çıkarlar uğruna toplumsal ve siyasal öncü kadınlara yönelik işlenen cinayetlerin sayısında ciddi bir artışa tanık oluyoruz. Siyasi suikastlar sonucu katledilen kadınların profiline baktığımızda sömürüye karşı mücadeleyi örgütleme ve yönetmede öncü bir role sahip olduklarını görebiliyoruz: Kadın hakları, insan hakları ve yerli halklar adına ülkelerini, kolektif alanlarını ve yaşam alanlarını savunan aktivistler, entelektüeller, avukatlar, gazeteciler, sanatçılar, devrimciler ve siyasetçiler. Onlar, ekonomik çıkarların hırsı ile karşı karşıya bırakılan örgütleri ve toplulukları içinde sahip oldukları öncü rollerinden ötürü hedef alınıyor.

Yeter artık! Buna daha fazla katlanamıyoruz!

Bundan ötürü birbirimizi savunmak ve siyasi kadın kırımını durdurmak için bir doku oluşturmaya karar verdik. Özellikle de bu gerçeği anlayan ve insanlık olarak özgürlüğümüz uğruna buna karşı mücadele yürüten öncü kadınlara yönelik kırım politikalarını durdurmak için.

Bizler, kadınlar olarak öncülerimize ve özgürlük zamanının müjdecilerine karşı işlenen bu kırımın kökenlerini açığa vurmak ve ifşa etmek istiyoruz. Neden katledildiğimizi bilmek için bu gerçeğin bağlamını kolektif bir şekilde okumak istiyoruz. Bize yönelik kriminalizasyon, suçlama ve ölüm politikalarını geliştiren ve bundan çıkar sağlayan yapıları ortaya çıkarmak istiyoruz. Kendi topraklarımızdan ataerkil, sömürgeci, devletçi, ırkçı, kapitalist adalet(sizliğ)in dışına taşan kendi adalet deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz. Şimdiden kadın savunucuların mücadeleci ve onların savunulması için tarihi örnekler teşkil eden özgün ve özerk mahkemelere katılmak istiyoruz.

Bizler, yakılan ve özgürleştirilen cadıların torunları olarak, sömürülen ve köleleştirilen kadınların torunları olarak, uygarlaştırılan ve vatandaşlaştırılan kadınların kızları olarak binlerce yıllık bilgeliğin mirasçılarıyız, topraklarımızın koruyucusuyuz. Dünyanın farklı bölgelerinde bize dayatılan ölüme karşın yaşam için mücadele etmeye devam ediyoruz. Eleştirel ve özeleştirel bir perspektiften kendimizi örgütlü kılmak ve kadın kırımına karşı bir araya gelmek, ataerkil sözleşmenin bilincine varmak, ona karşı durmak ve onu aşmak için bir zemin dokumak istiyoruz.

Dünyanın dört bir yanında var olan sistematik durumlar, ortak sorunlar ve cezasızlığın bilincindeyiz. Tarihte ve günümüzde dünya çapında kadın kırımını inceleyen, açığa çıkaran ve teşhir eden sayısız örgüt, inisiyatif ve kampanyayı biliyoruz. Devlet ve uluslarötesi şirketlere karşı adalet sağlamaya çalışan mahkemeleri biliyoruz. O nedenle niyetimiz yeni bir yapı oluşturmak veya kadın kırımına karşı mücadeleyi tekelleştirmek değil, uluslararası bir düzeyde kendimizi örgütlü kılmak ve kadın savunucuların savunmasını geliştirmek için aramızda dokular oluşturmaktır. Toplumsal mücadelelerin tasfiyesini amaçlayan kadın öncülerine yönelik kırım politikasını sona erdirmek için ne gerekiyorsa yapmak ve kendimizi bu mücadeleye adamak için.

Bu süreci başlatmak için siyasi kadın kırımına karşı bir kampanya örüyoruz. Bu kampanyanın dayanağı kızkardeşlik ve örgütler arası dayanışma, kadınlar arası güven ve bağlılık, dünyadaki kadınların maruz bırakıldığı adaletsizliğe karşı adaleti yaratma çağrısında bulunan ahlaki ve siyasi adanmışlık duygusu. Bütün bunlar için, burada sıralayamayacağımız bütün öfke, acı ve ilhamlar için, öncü kadınlara yönelik siyasi suikastlara karşı mücadele sorumluluğunun hepimize ait olduğunu temel bir ilke olarak vurgulamak istiyoruz. Hepimize ait olana başkalarının hak iddia etmesine izin vermeyelim ama bizler de hak iddia edelim: Yaşam için, adalet için, özgürlük mücadelemiz için.”Kadınlar, yıl dönümünde İstanbul Sözleşmesi’ni sahiplendi.

İstanbul Sözleşmesi’nin 10’uncu yılı dolayısıyla kadınlar, eylem ve etkinlikler düzenleyerek, açıklamalar yaparak sözleşmeyi sahiplendi, AKP-MHP iktidarını protesto etti.

ANKARA

Ankara İstanbul Sözleşmesi Bizim Platformu, yazılı açıklama yaparak, “Eşit yaşam, hakkımızın güvencesi olan Sözleşme’den, haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Bizi cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, konuştuğumuz dil, yaşadığımız hayat üzerinden ayrıştırma çabalarının karşısında, birimizin şiddet gördüğü koşulda hiçbirimizin güvende olmadığının bilinciyle, hep birlikteyiz. 20 Mart’tan beri katilleri değil kadınları engellemek için yaptıkları her şeye rağmen sokaklardayız, her yerdeyiz. Çünkü bu bizim için bir hayat mücadelesi” dedi.

Kadınları dayanışmayla örgütlenmeye çağıran platform, “Haklarımız bizim, hayatımız bizim, mücadelemiz bizim, İstanbul Sözleşmesi bizim. Eşit ve özgür yaşama hakkımızdan vazgeçmiyoruz. 1 Temmuz’a kadar Sözleşme’yi her yerde anlatıyoruz, 1 Temmuz’da sokaklarda buluşuyoruz” diye kaydetti.

HATAY

Hatay Kadınlar Birlikte Güçlü, Sözleşme’nin 10’uncu yılı dolayısıyla online buluşma gerçekleştirdi. Buluşmada, Sözleşme’nin önemine değinen kadınlar, “Herkesi evde, iş yerlerinde, sokakta yaşamlarımızı kuşatan şiddete karşı yükselen kadın isyanını sahiplenmeye, iktidarı ise Sözleşme’yi iptal etmek yerine gereklerini yerine getirmeye çağırıyoruz. Yaşam hakkı için, özgürlük için vazgeçmiyoruz, kabul etmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi yaşatır” dedi.

ADANA

Adana Kadın Platformu, yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için Sözleşme ve kazanılmış tüm hakların savunulmaya devam edileceği belirtilerek, “Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz!” denildi.

ŞIRNAK

Şırnak’ta KESK Kadın Platformu yaptığı yazılı açıklama ile Sözleşmesi’nin önemine vurgu yaptı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Yaşamlarımızdan, haklarımızdan eşit ve özgür yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Sözleşme’yi kendisine bir tehdit olarak gören siyasi iktidarın baskıcı ve ataerkil isteklerine teslim olmayacağız. Yaşamın her alanında kadın mücadelesi ve kadın dayanışması ile eşit ve özgür bir toplumu hep beraber inşa edeceğiz.”

İSTANBUL

Taksim Meydanı’nda “ İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” pankartını açıp eylem yapan Yaşamak İstiyoruz İnisiyatifi üyesi 3 kadın gözaltına alındı. Polis aracına zorla bindirilen kadınlar, “Kadınları değil katilleri engelle” vurgusunda bulundu.

11 Mayıs 2021

Önceki İçerikSiyonizm katlediyor, Filistin Direniyor
Sonraki İçerikSoma faciasının 7. yılı: Hukuksuzluk ruhları öldürüyor