Lübnan, tarih boyunca emperyalistlerin kirli oyun sahası olmuştur. Osmanlı’nın yıkılışından sonra Fransız mandasıyla zincire vurulan bu topraklar, Batı’nın bölgeye dayattığı mezhepçi düzenle sürekli kaosa mahkûm edildi. 1943’te ilan edilen “bağımsızlık” kâğıt üzerinde kaldı. Lübnan’ın iplerini kimi zaman Paris, kimi zaman Washington, kimi zaman da Riyad çekti. Halkın iradesi ise her daim emperyalist planların gölgesinde ezildi. 1975-1990 iç savaşı da bu sömürgeci hesapların bir ürünüydü. Bugün Lübnan hâlâ aynı prangalar içinde: işgalci İsrail’in tehdidi, ABD’nin baskısı ve bölgesel işbirlikçilerin kuşatması altında.
Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme hamlesinde emperyalist haydutlar, Lübnan’ı hedef tahtasına oturtmuş durumda. Suriye ve Gazze yanarken, Lübnan sessizce yeniden kuşatma altına alınıyor. İsrail’in saldırıları ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması dayatması, aynı planın iki ayağını oluşturuyor.
Beyrut, aylardır yabancı heyetlerin işgal ettiği bir istasyon gibi. İranlı yetkili Ali Laricani’nin ziyareti bile emperyalistlerin “içişlerine müdahale” yaygarasıyla karşılandı. Oysa asıl müdahale, yıllardır Beyrut’un kapılarını aşındıran ABD, Fransa ve Körfez temsilcilerinden geliyor. Lübnan’ın siyasi koridorlarında hâkim olan tek duygu: emperyalist kuşatmaya karşı çaresizlik ve endişe.
İsrail’in saldırıları, yalnızca Hizbullah’ı değil, Lübnan’ın tüm direncini kırmayı hedefliyor. Silah depoları vuruldu, lider kadrolar tasfiye edildi. Ancak mesele Hizbullah’ı zayıflatmak değil, Lübnan’ı savunmasız bırakarak teslim almaktır.
Hizbullah’ın silahsızlandırılması meselesi yeni değil. Taif Anlaşması’ndan BM kararlarına kadar her belgede bu talep yer alıyor. Çünkü emperyalistlerin planı açık: Lübnan’ın elindeki tek caydırıcı güç olan Hizbullah’ı tasfiye etmek ve ülkeyi bütünüyle İsrail’in insafına terk etmek. “Silah bırakın, sonra İsrail çekilsin” deniyor. Ancak herkes biliyor ki İsrail’in çekilmek gibi bir niyeti yok. Netanyahu, “Büyük İsrail” hayallerini açıkça dile getiriyor. Yani Lübnan’ın varlığı dahi hedefte.
ABD ve İsrail, yalnızca Hizbullah’ın silahlarını değil, örgütün siyasi kanadını da tasfiye etmek için içerideki işbirlikçi grupları kullanıyor. Hizbullah, Lübnan siyasetinde halk desteğini arkasına alan en güçlü aktör olmasına rağmen, emperyalistlerin gözünde bir “tehdit”. Çünkü direnişi ve bağımsızlık iradesini temsil ediyor.
Bu baskıların amacı açık: Lübnan’ı siyasi, ekonomik ve askeri olarak tamamen teslim almak.
Lübnan’ın ekonomik çöküşü de emperyalist kuşatmanın bir parçası. Halk, karanlıkta, elektriksiz ve açlık sınırında yaşamaya mahkûm edilirken, ordu maaşlarını bile Suudi Arabistan’dan gelen yardımlarla ödüyor. Bu tablo tesadüf değil. Lübnan, direnç noktalarını kaybetsin ve emperyalizmin “yardım paketlerine” mecbur kalsın diye iflasa sürüklendi.
Siyasal krizler de aynı oyunun bir parçası. Cumhurbaşkanı seçiminden hükümet kurmaya kadar her adımda Washington, Paris ve Riyad’dan onay bekleniyor. Bu, bağımsız bir devlet değil, dış güçlerin elinde kuklaya dönüştürülmüş bir ülke görüntüsü sunuyor.
Bugün Lübnan halkı acı bir gerçekle yüz yüze: İsrail ve ABD, Hizbullah’ı yok etse bile ülkenin yakasını bırakmayacak. Çünkü hedef Hizbullah değil, Lübnan’ın bağımsızlığı. Silah bırakmak, teslim olmak demektir.
Laricani’nin ziyareti sonrası Hizbullah’ın “Silah bırakmıyoruz” çıkışı bu yüzden kritik. Bu, yalnızca bir örgütün tutumu değil, emperyalist kuşatmaya karşı direnen bir halkın iradesidir.
Bu kuşatma karşısında Lübnan, emperyalist zincirleri kırıp kendi yolunu bulabilecek mi? Cevap, Lübnan halkının bağımsızlık ve direniş iradesinde yatıyor. Ancak emperyalist haydutların ve Siyonist İsrail’in Ortadoğu’yu yeniden dizayn etme projeleri, yalnızca anti-emperyalist güçlerin ortak mücadelesiyle durdurulabilir. Çünkü emperyalizme boyun eğmek köleliktir; direnmek ise özgürlüğü getirir.
Yıllar önce Hüseyin Cevahir’in dediği gibi: Ortadoğu’da emperyalist haydutları kovmanın ve özgürlüğü kazanmanın yolu, Ortadoğu devrim çemberini örgütlemekten geçer.
Yaşasın Ortadoğu Halklarının Direnişi!
Yaşasın Emperyalizme ve Siyonizme karşı Halkların Devrimci Cephesi!




![EMPERYALİST ABD/ SİYONİST İSRAİL İLE MOLLARŞİ VE İRAN HALKLARI[*]](https://devrimcicephe.org/wp-content/uploads/2026/04/savas-218x150.jpg)
