Bu Kavga bizim, bu kavga faşizme karşı

Bu kavga faşizme karşı, bu kavga özgür bir geleceğin kavgası, bu kavgada bugüne kadar olduğu gibi bugünde karşınızda kabullenenleri değil, direnenleri bulacaksınız hep!..

“Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,

dalga dalga aydınlık oldular,

yürüdüler karanlığın üstüne.

Meydanları zaptettiler yine.

Daha gün o gün değil, derlenip dürülmesin bayraklar.

Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.

Safları sıklaştırın çocuklar,

bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır.”

 

Bizler, her türlü haksızlığa, zulme, baskıya, işkenceye ye insanlık dışı her uygulamaya karşı çıkmayı bir insanlık görevi, devrimci olmanın gereği olarak gördük.  Egemen güçlerin topluma yıllandırmak için her türlü baskı ve zulmü uygulayarak düşüncelerinden, yaşam tarzında vazgeçirmek ve teslim almak istedi hâklerimizi. Bugün gidererek yükselen toplumsal muhalefeti bastırmak ve tüm toplumu sindirip gözdağı verebilmek için uyguladığı baskı ve şiddete karşı çıkmayı devrimci bir görevi olarak görüyor. Devrimci olmanın gerekliliği de temellide budur.

Halkımızın sesini boğmak istiyorlar. Hak alma mücadelesini engellemek, kölece boyun eğdirmek istiyorlar. İçinde geçtiğimiz günlerde genelde Türkiye hakları, işçi sınıfı, kadınlar ve özelde öğrenci gençlik önemli günler yaşıyor.

Bugün ülkede yaşanan kriz, toplumun tüm kesimlerini derinden etkileyen bir boyuta ulaşmış bulunuyor. Oligarşi dışında kalan hemen tüm toplumsal sınıf ve tabakalar, krizin etkisini günlük yaşamında hissetmekte, sonuçlarıyla birlikte yaşamaktadırlar. Toplumsal memnuniyetsizliğin ve tepkilerin ulaştığı boyut küçümsenmeyecek boyutta olup oligarşiyi ürkütmektedir.

Oligarşinin faşist sitemini Erdoğan ve Bahçeli ile yürütmeye çabalasalar da yönetimi halkın desteğinden yoksun, zor baskıyla iktidarı sürdürmek istiyorlar. Ortadoğu’da ortaya çıkan gelişmelerden yararlanarak ülkemizi bir savaş içine sokarak kendi iktidarını sürdürme çabasındalar. Savaşın hâklerimizin sırtına yüklediği yükü hiçe sayarak, Oligarşinin arzuladığı kararları almakta bir sakınca görmüyor. Kürt halkı üzerinde sürdürdüğü katliam, Kürdistan`da sürdürdüğü savışı Irak, Rojava, Libya ya Karadağ’a vb yaydılar.  Ülkeyi çetelerin üsleri haline getirdiler onları eğrittirerek içte ve dışta çıkarı doğrultusunda halklara karşı kullanılmaktalar.

Faşist sitemin içinde bulunduğu kriz devrimci bir halk alternatifinin yeterli olmadığı ve yine burjuva muhalefetin etkili olmaktan uzak bir konumda bulunduğu bugünkü koşullarda, Erdoğan iktidarı, istediği gibi at oynatabilme ve savaş politikasının faturasını halka ödetme olanağını elde kaçırmak istemiyor.

Savaş, kriz zamları, enflasyon, işsizlik, yoksulluk pandamı koşularının yarattığı sıkıntılar emekçiler için artık yaşamı çekilmez hale getirmiştir. Tüm halk kesimlerinde bu gidişe “dur” denilmesi arzusu güçleniyor. Hemen her kesimden, bütünlüklü olmaktan uzak bir özellik gösterse de tepkiler yükseliyor, kitleler hak arama eylemlerine yöneliyor. 2020’den 2021 işçi ve kadın direnişlerine şimdide öğrenci gençliğin direnişi eklenerek yayılıp güçleniyor.

Boğaziçi üniversitesine kamuyum atanmasıyla dişe vuran Boğaziçi üniversitesi öğrencilerinin direnişi, büyük bir cesaret, kararlılıkla faşist sistemin tüm baskılarına rağmen geri atmadan devam ediyor.  Bu direniş ruhu ülkenin her tarafına hızla yayılıyor boyun eğmeme ruh ve kararlığıyla eylemlerini sürdürüyorlar. Faşist devlet ilk günde yoğun bir terör estirerek sındırmak istedi ama bunlarla eylemleri bitirmeyi başaramadı. Bir bütün olarak devrimci-demokrat, ilerici, anti faşist gençler faşizmin üniversiteleri faşistleştirme, gericiliğin kalesine dönüştürme politikasına karşı mücadeleyi sahiplendi.

Üniversitelerin kapısına kelepçe takma, öğrenci evlerinin kapılarını kırmak, duvarlarını yıkmak yetmedi çevre evlere ve üniversitenin çatısına keskin nişancıların yerleştirildi. Protestolar karşısında polis terör ünü en üst boyuta estirdiği, öğrenciler linç ederek gözaltına alamsıda yetmedi.  Tüm bunlara karşılık öğrencilerin kararlılıkla karşı koydukları, direndikleri eylem dalgası devam ediyor.

Buna karşılık olarak demokratik güçler ve devrimci kurumlar direnişin işçinde yer alarak salt soyut sloganlarla yetinmesi doğru bir duruş değil. Giderek yükselen işçi, kadın ve bugünkü öğrenci eylemlikleri karşısında somut net talep ve sloganlarla çıkmak durumundayız.  Faşizmi yıkacağız, kimin neyin olduğu beli olmayan demokrasi çağrılarıyla olmuyor. Faşizmi yıkacaksak net ve somut hedefler ve programa sahip olmalıyız ki kitlelerde bunu sahiplenip benimsesinler. Bugun faşist sitem bir ikinci Gezi Ayaklanmasının olacağı korkusu karşısında Boğaziçi öğrenci gençliğin kararlı mücadelesinin bu bilinç ve perspektifle sahiplenmesi gerekiyor. Faşist devlete gayrı memnun olan, ondan nefret eden tüm halkın ve devrimci kurumların bir arada kenetlenmesi ve mücadeleyi bir bütün olarak sahiplenip hedefe yöneltmesi için devrimci kurumların ajitatif sloganlarla değil net sloganlar ve programla ortaya çıkmalık ki bunun etrafında kenetlenebilensin.

Erdoğan ve çetesinin, Türkiye halklarına karşı işlediği suçlarla tarihin kanlı sayfalarında yerini aldı. Faşist iktidarlarının demagojiyle kanli ellerini yıkayamayacaklardır. Türkiye halkları artık faşist sitemin yarattıklarını ellerinin tersiyle itmeye başlıyor. Bugün meydanlarda direniş sloganları atılıyor. Devrimciler yine meydanlarda, alanlarda, halkla birlikte mücadeleye devam ediyor.

Halka karşı işlenen suçların peşini bırakmayacağız, affetmeyeceğiz. Onların tüm yaptığı uluslararası anlaşmalar, ülkemizin parsel parsel peşkeş çekilmesi, yaratıkları yokluk yoksula omuzlarına yıktıkları borçlar ve yargılamaları ve hukuku tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldıracağımızı haykırmalıyız. ırkçı faşist tüm oluşumlar yok edilecek, bu topraklarda yaşayan tüm halklarının ve inançların özgür-demokrattık bir temelde ortak yaşamının sağlanacağı… Kadın kırımı ve erkek egemen alayişinin yok edileceği, toplumda kadının eşit koşularda yaşam ve yer almasının sağlanması… Eğitim sitemi ve Üniversitelerin ezberci, tekçi bilimsellikten uzak faşist dinci değil bilimsel ve özerk olması, öğrencilerin Üniversite yönetimlerinde söz ve kara sahibi olması… Yaratıkları doğa tahribatı ve bu temelde yaptıkları tüm uygulamalara son verilerek, doğanın korunmasının güvenceye alınacağı…  Yok edilen tarımın ve tüm tarım borçlarının silinmesiyle tarımın yeniden canlandırılması…   Devrimciler ve halk faşist sistemin uygulamalarını tüm sonuçlarıyla reddediyoruz.

Kısaca özetleye bileceğimiz bu talepler temelinde faşist terörün karşısına sınıf mücadelesinin bütün alanlarında bir adım gerilemeyen, direniş geleneklerini sürdüren bir perspektifle, genel bir direniş hattıyla çıkmalıyız. Yoğun olarak yaptıkları gözaltılar karşısında yapılması gereken, hiçbir şekilde siyasi şubede, mahkemelerde, okullarda, fabrikalarda, mahallelerde, işyerlerinde polis terörüne boyun eğmemek, zayıflık göstermemek, direnişi yaygınlaştırmak, güçlendirmektir.

Bulunulan her alanı direniş mevziine çevirmektir. Gözaltına karşı çıkmak, şubelere gitmemek, direnmek, talana karşı çıkmak, ifade vermemektir. Mücadeleyle kazanılanların kolayca geri alınamayacağı, demokratik mevzileri her ne pahasına olursa olsun koruyacağımız gösterilmelidir. Biz kararlı davranırsak, onlar gerileyeceklerdir.

Faşizmin saldırıları karşısında örgütleme, kenetlenme ekseninde işçi, memur, öğrenci, kadın, varoşlar ve köylülerin kısacası hayatin her alanında faşizme karşı birleşik eylemliliğini yaratmalıyız. Devrimci eylemlere hız vererek, hak arayışı içinde ve faşizme karşı olan halkı faşizme hayrı, boyun eğmek yok, boyun eğmedik eğmeyeceğiz, hep göye bakacağız örgütleyip, direnişe çekebilmeliyiz.

3 Şubat 2021

Önceki İçerikTürkiye’yi işgalci
Sonraki İçerikSömürgeci işgale karşı direnişe, mücadeleye