ABD emperyalizmi, Venezuela’ya yönelik haydutça müdahalesiyle bir kez daha gerçek yüzünü ortaya koymuştur. Devlet başkanının kaçırılmasıyla sonuçlanan bu pervasız saldırının ardındaki asıl neden, ülkenin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine, petrolüne, doğal kaynaklarına ve stratejik konumuna el koyma arzusudur. Hiçbir kural, hukuk veya meşruiyet tanımayan bu emperyalist haydutlara karşı tek seçenek vardır: anti-emperyalist ve anti-faşist mücadeleyi büyütmek.
ABD emperyalizmi, Latin Amerika halklarının yüzyıllardır süren sömürüsünü Venezuela üzerinden derinleştirmeye çalışmaktadır. Bölgeyi tarihsel olarak kendi “arka bahçesi” olarak gören ABD, Venezuela’ya yönelik açık saldırganlığıyla yalnızca bir ülkeyi değil, tüm Latin Amerika halklarını hedef almaktadır. Bu saldırganlık, emperyalist sistemin kriz koşullarında daha saldırgan, kural tanımaz ve zorba bir siyasete yöneldiğinin en somut kanıtıdır.
Emperyalizm, ezilen halklar ve uluslar için her zaman savaş, işgal, siyasal köleleştirme ve yağma anlamına gelmiştir. Venezuela’ya yönelik saldırı da bu kanlı tarihsel sürecin yeni bir halkasıdır. “Uyuşturucu”, “demokrasi” ve “insan hakları” söylemleri, Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de ve Yemen’de kullanılan yalanların tekrarlanmasından başka bir şey değildir. Amaç nettir: doğal kaynaklara, pazarlara ve stratejik bölgeler üzerinde tam hâkimiyet kurmak ve bölge halklarını kendi çıkarları doğrultusunda köleleştirmektir.
ABD emperyalizmi, küresel hegemonya krizini aşmak için askerî, ekonomik ve siyasal gücünü daha saldırgan biçimde devreye sokmaktadır. Emperyalistler arası rekabetin keskinleştiği bu dönemde dünyanın yeniden paylaşımı; daha fazla savaş, daha fazla yıkım ve daha fazla barbarlık anlamına gelmektedir. Venezuela, sahip olduğu enerji kaynakları, doğal zenginlikleri ve stratejik konumu nedeniyle bu kirli rekabetin hedeflerinden biri hâline gelmiştir.
Bolívar’ın bağımsızlıkçı ve anti-emperyalist ruhu, bugün Venezuela halkının direnişinde yaşamaktadır. Bu ruh, ABD emperyalizmi ve bölgedeki uşakları için geçmişte kalmış bir hatıra değildir; hâlâ güncel, canlı ve yıkıcı bir tehdittir. Bolívar ruhu, halkların teslim olmayan iradesini, bağımsızlık ve özgürlük için ayağa kalkma kararlılığını temsil eder ve emperyalist güçlerin korkulu rüyası olmaya devam edecektir.
ABD emperyalizmi ve çok uluslu tekeller, zorbalık ve yağma üzerine kurdukları düzenin sonsuza dek süreceğini sanmaktadır. Oysa tarih, halkların örgütlü öfkesi karşısında hiçbir emperyalist gücün yenilmez olmadığını defalarca göstermiştir. Emperyalist saldırganlık, halkları sindirmek bir yana; bilinci keskinleştirir ve direniş iradesini büyütür. Emperyalizm, kendi mezar kazıcısını bizzat kendi zorbalığıyla yaratmaktadır.
Bugün Venezuela’da yaşananlar yalnızca bu ülkenin değil; tüm Latin Amerika’nın ve dünya halklarının geleceği açısından belirleyicidir. Emperyalizm kaos, kan, gözyaşı ve vahşi sömürüden başka bir şey sunamaz. Buna karşılık halkların örgütlü, militan ve devrimci mücadelesi; gerçek özgürlüğün, bağımsızlığın ve eşitliğin tek yoludur. Bu mücadele, halkların kendi kaderini tayin etme hakkını savunmakta ve gelecek nesiller için bir umut ışığı olmaktadır.
Tarihsel yön açıktır: Bolívar ruhu yaşamaktadır. Kazanan halklar olacaktır. Kaybeden ise ABD emperyalizmi ve onun her türden uşakları olacaktır. Emperyalizm yenilecektir. Anti-emperyalist mücadeleyi büyütmek, halkların dayanışmasını güçlendirmek ve özgürlük mücadelesini yükseltmek bugün her zamankinden daha hayati bir görevdir.
Venezuela, Venezuela halkınındır!
Katil, haydut ABD Venezuela’dan defol!
Kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın enternasyonal dayanışma!
Zafer direnen halkların olacaktır!
Devrimci Karargâh
4 Ocak 2026
KY; devrimcikaragah.org





