Flaş Haber

Manşetler

KAPİTALİST COĞRAFYAMIZDA ÇÜRÜME VE ÇÖZÜLME[1]
Created on Çarşamba, 25 Mayıs 2022 11:05
“İyi insanları unutmayın, unutmayın; unutmak en büyük kötülüktür.”[2] Bir zamanlar Antonio Gram...

Read more

ANLAYANA ÇOK ŞEY ANLATAN HİKÂYE(LER)[*]
Created on Çarşamba, 25 Mayıs 2022 10:46
“Siyasal özgürlüklerinden yoksun bir toplumun çığlıklarını duyabileceği tek kürsü edebiyat kürsü...

Read more

İspanya’da grev dalgası yayılıyor  
Created on Çarşamba, 25 Mayıs 2022 10:09
İspanya’da yüzde 8,3’e ulaşan enflasyon karşısında ücretler eriyor. Mayıs boyunca ülkede art arda ...

Read more

Yarım Kalanı Kim Tamamlayacak?
Created on Çarşamba, 25 Mayıs 2022 10:04
Bir seçime değil savaşa gidiyoruz... Bu tespiti yayınlarımızda sık sık görmeye alışkın olanlar, ay...

Read more

Burjuva Muhalefet Dinci Faşist Partiyi İktidarda Tutmaya Hazırlanıyor
Created on Pazar, 15 Mayıs 2022 23:37
Ne falcılık yapıyoruz ne de kehanette bulunuyoruz! Sadece olguları, işaret ve yönelimleri devrimci...

Read more

SINIF MÜCADELESİ TARİHİ(MİZ)[*] 
Created on Pazar, 15 Mayıs 2022 23:06
“Ne güzel şey senden gayrısını tanımamak, takmamak.”[1] Francis Fukuyama, 1989’da tarihin sonun...

Read more

İşçi Cinayetleri Raporu; Dört Ayda 479 İşçi Hayatını Kaybetti 
Created on Cumartesi, 14 Mayıs 2022 09:37
İSİG Meclisi, Ocak-Şubat-Mart-Nisan ayında yaşanan iş cinayetlerini raporlaştırdı. Buna göre, 2022...

Read more

Sri Lanka: Yoksulların Ateşli Öfkesi
Created on Perşembe, 12 Mayıs 2022 10:15
Tarihin istihzası çoktur. Ama şakası yoktur! Nice fatihler görüp geçirdi o. Nice budalaları yere ç...

Read more

KAPİTALİST COĞRAFYAMIZDA ÇÜRÜME VE ÇÖZÜLME[1]
KAPİTALİST COĞRAFYAMIZDA ÇÜRÜME VE ÇÖZÜLME[1]
ANLAYANA ÇOK ŞEY ANLATAN HİKÂYE(LER)[*]
ANLAYANA ÇOK ŞEY ANLATAN HİKÂYE(LER)[*]
İspanya’da grev dalgası yayılıyor  
İspanya’da grev dalgası yayılıyor  
Yarım Kalanı Kim Tamamlayacak?
Yarım Kalanı Kim Tamamlayacak?
Burjuva Muhalefet Dinci Faşist Partiyi İktidarda Tutmaya Hazırlanıyor
Burjuva Muhalefet Dinci Faşist Partiyi İktidarda Tutmaya Hazırlanıyor
SINIF MÜCADELESİ TARİHİ(MİZ)[*] 
SINIF MÜCADELESİ TARİHİ(MİZ)[*] 
İşçi Cinayetleri Raporu; Dört Ayda 479 İşçi Hayatını Kaybetti 
İşçi Cinayetleri Raporu; Dört Ayda 479 İşçi Hayatını Kaybetti 
Sri Lanka: Yoksulların Ateşli Öfkesi
Sri Lanka: Yoksulların Ateşli Öfkesi

Ülkenin her yerinde yükselen umudun ayak sesleri

Faşist sistem giderek daha da belirginleşen açmazına, çürümüşlüğüne ve emekçilerin öfkesinin her gün bir kat daha artmasına yol açan halk düşmanlığına rağmen, örgütlü ve güçlü bir direnişle, mücadeleyle karşılaşmayışının nedenlerini bularak çözme görevi yine tüm yakıcılığı ile karşımızda duruyor. Artık en temel gereksinimlerini dahi karşılamakta zorlanan, bu sistem içinde yarının bugünden daha iyi olabileceği umudunu yitiren, tepesinde sallanan sopaya rağmen dişini sıkıp bekleyecek hali de kalmayan on milyonların karşısında sihirbazlık numaraları deneniyor.

Ülkenin dört bir yanında hakları için direnişe geçen işçilerin mücadelelerini, yüksek fatura bedellerine ve fahiş zamlara karşı sokağa çıkan halkın isyanını, tüm bu isyan ve direnişleri her gecen gün yayılıyor. Kuryeden, metal işçisine oradan madencisine, doğasına sahip çıkana kadar Türkiye’nin onlarca noktasından emekçinin açlık, sefalet ve sömürü düzenin karşısında sesi yükseliyor. Kuralsız, güvencesiz ve örgütsüz çalışma koşullarına hayır diyorlar. Emekçilerin karşı koyuşu iktidar-patron iş birliği ile boğulmaya susturulmaya çalışılıyor. Ama emekçilerin fabrika içine, işletmelerin önüne hapsolmayan eylemleri toplumun tüm kesimlerine yayıldı.

Bir avuç asalağın temsilcisi olan bu faşist devlet ülkede 12 Eylül’e birlikte yıllardır “ülkede grev yaptırmadım” diye övünerek konuşan iktidarlarca yönetiyor. Her adımda sermayeyi koruyan, örgütlenmenin önüne her türü engeli koyan sistem ülkeyi emekçiler için adeta cehenneme çevirdi. 12 Eylül faşist cuntasının devamı ve kurumlaştırılmasıyla bu ülkede yıllar boyunca her gün bir iş cinayeti yaşandı, “bu işin fıtratında var” denerek adeta alay edildi. Karşı çıkan, itiraz edenler tekmelendi. Bu emekçilere bir kader olarak kabul edilmeye çalışıldı. Kuralsız ve güvencesiz çalışma baskın istihdam biçimi oldu. Asgari ücret çalışanlar için temel ücret haline geldi. Sermayenin azgın sömürüsü için bir cennete cevirdiler.

Pandemi koşularını bahane ederek uygulamaya koydukları her kural en çok çalışanları vurdu. İşsiz kaldı, düşük ücretle çalışmaya mecbur bırakıldı. Önce Kod-29 ardından da Kod-48, Kod-50 gibi yeni maddelerle sendika çalışması yapanların karşısında bir tehdit unsuru olarak getirildi. İşverenin sendika düşmanlığı devlet tarafından her fırsata teşvik edildi. Sendikalı olmayı başaran emekçilerin önüne bu kez de yandaş sendika olarak dikildiler. İşveren ve iktidarla birlikte çalışan, eylemden ödü kopan, işçinin sendikada söz söylemesinden rahatsız olan birer iktidar kurumu haline gelen yapı olarak faaliyet gösterdiler. Greve çıkan, sözleşmeye itiraz eden emekçi karşısında patrondan önce devletin kolluk kuvvetlerini dikildi. İstediler ki sessiz, biat eden kaderine ve aldığı ücrete razı gelen işçiler olsun.

İktidarın tüm çabasına rağmen emekçiler teslim olmadı. Örgütlenmenin, mücadele etmenin hep bir yolunu buldular. Önce küçük küçük başladı her şey. Fabrika fabrika itiraz ettiler, seslerini duyurmaya çalıştılar. Kar kış demeden direndiler. Sonra sesleri büyüdü. Çığlıkları slogan oldu. Bazen Soma’dan Ankara’ya yürüdüler bazen de dayandılar Bakanlığın kapısına.

Örgütlenemez, başarılamaz denilen iş kollarında birbirlerini tanımadan, emeğin, alın terinin yol göstericiliği ile başladılar mücadele vermeye. Hem de devasa gelirleri, reklam bütçeleri olan şirketlere karşı. Tek bir yoldan ilerlemediler üstelik. En yaratıcı eylemler, en aktif sosyal medya sloganları da emekçilerinin mücadelesinden çıktı. Kendi davalarına tüm ülkeyi ortak etmeyi bildiler. 

Yaşanan yokluk ve yoksulluk karşısında sokaklara dökülen işçi emekçilerin tepkisi karşısında faşist devlet her yöntemle saldırıyor. Bu kadar saldırması, bunun nedeni onların gücünü değil çaresizliklerinin göstergesi, kaybetme korkusu var. Bu yüzden her geçen gün daha da saldırganlaşacaklar. Bunun karşısında ortaya çıkan direniş ve hak arayışının daha örgütlü ve bir pota etrafında toparlanması kaçınılmazdır. Kendiliğinde örgütsüz, birbirinde kopuk direnişlerin bir sonuç yaratması ve hedefe ulaşması mümkün değildir. Sistemin düzen partileri ve umudunu sistemin parlamentosuna bağlayan sosyal reformist, liberallerin bu direnişlerde kaçması; “sokak AKP-MHP iktidarının işine yarar, provokasyona gelmeyin, sandığı bekleyin” türü absürt söylemlerinin altında sistemi koruma içgüdüsü yatmaktadır.

Tüm yaşananları yok sayıp var olandan çok farklı olacakmış gibi umudu sandığa, parlamentoya havale etmek bu sitemin çıkarını düşünmek, kollamaktan başka şey değil. Gündemi nasıl ve hangi koşularda, kimin kuralarıyla olacağı beli olmayan seçim ve ittifaklarla meşgul etmek emekçilere değil bu sisteme arka çıkmaktır. Bunca yokluk yoksulluk karşısında net olmak, net tutum takınmak sınıfsal bir duruştur. Ayakları yere basmayan günün sorunlarına yanıt olmayan, kulağa hoş gelen ittifak ve birlik çağrıları sistem içinde konumlamak orada yer edinme çabalarıdır.

Net olmak zorundayız. Hayat bir kez daha bizleri sosyalizm çağırıyor. Özgür, sömürüsüz bir yaşamın ancak sosyalizmle mümkün oldugunu dayatmakta. Bir bütün olarak bugün devrimci hareketin popülist politikalarda medet uman, onun peşinde sürüklenen oldukça bu yaşananlar karşısında bir güç olma ve onunla bütünleşip sarmalamasını beklemek hayalcilikten başka bir şey değildir. Başarı Sınıfa ve onun özgücüne inanmak M-L yaratıcılığına sarılmak ve sosyalizmde ısrarlı olmaktan geçmektedir. Türkiye devrimci hareketi olarak çok bedel ödedik, dehada ödeyeceğiz, bizler çok iyi biliyoruz ki mücadele bedelsiz kazanılmaz ve zafer bize altın tepsiyle sunulmayacaktır. Bizim olan hakkımız almak için can bedeli mücadele edeceğiz.

Bugün işyerinin önüne küçük küçük öbekler şeklinde suren direnişler oradan da ülkenin her yerinde yükselen sese dönüştü. Sınıf bitti diyenlere inat emekçiler bir kez daha faşist sistem ve onun toplumun üzerine örtüğü karanlık örtüyü yırtıyor.

Yaşam bir kez daha göstermektedir ki faşizmin tüm baskı ve zulmüne karşı hakları zafere götürecek olan yegâne yol direniştir. Özgür-sömürüsüz bir yaşama gidecek olan tek yol direniş, mücadeledir. Kuşkusuz tek başına mücadele değil o mücadeleye yön verecek olan ideolojik netliktir. Eğer her zaman fiziki gücü elinde bulunduran kazansaydı emperyalist haydutlar ve onların yerli işbirlikçisi faşist iktidarlar ebedi olurlardı. Ama gerçek böyle değil öyle olsaydı hakların kazandığı sayısız zafer olmazdı.

Bugün işin kolayına kaçmada, popülist ve günlük politikalar peşinde koşan değil, M-L ideolojinin öncülüğünde inat ve sabırla işçi-emekçilerle bütünleşen, onlarla bir emekçinin sabrı ve becerisiyle eksikliklerimizi, yanlışlarımızı onarmalı, geleceğe doğru emin adımlarla yürümenin heyecan ve güvenini tüm benliğimizde yaşamalıyız.

Bu öbek öbek başlayıp ülkenin her yerine yayılan direnişleri daha örgütlü ve zafere kilitleyen bir örgütlüğe dönüştürmek göreviyle karşı karşıyayız. Bunun için kendimizi eğitmeli, hata, eksik ve zaaflarımızdan arınarak değişip dönüşmeli ve var gücümüzle mücadeleye asılmalıyız.

“Marksizm birçok ilkeyi içerir, ancak son tahlilde hepsi tek bir cümle ile dile getirilebilir: isyan etmek doğrudur,” (Mao Zedong) belirlemesini rehber edinerek yollara, sokaklara çıkmalıyız.

8 Şubat 2022





Yazdır e-Posta