Gücümüz ve söyleyecek sözümüz var

 

25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ne sayılı günler kaldı. Alanlara çıkmak için hazırlıklarını tüm hızıyla sürdüren kadın örgütleri tüm kadınları 25 Kasım’da alanlara çağırdı

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü olan 25 Kasım’ın yaklaştığı şu günlerde, kadınlar, birlikte mücadelenin önemine dikkat çekiyor. 25 Kasım’ın yaklaşması ile birlikte kadına yönelik şiddette kadın örgütleri kurum ve kuruluşlar çalışmalarına hız verdi. Başta Ortadoğu olmak üzere tüm dünyada kadına yönelik şiddette karşı çeşitli etkinlikler düzenleniyor. 19. yüzyılın sonlarından günümüze doğru büyük bir uyanış yaşayan kadınlar, eril zihniyete karşı güçlü bir örgütlenme ve erkek faşizmine karşı önemli bir mücadele yürütüyor. Ortadoğu’da Kürt kadınlarının öncülük ettiği kadın özgürlük mücadelesi dünya kadınları için bir umut olurken, Latin Amerika’daki kadınların mücadelesi de her gün biraz daha kitleselleşiyor. Yine dünyada en çok tecavüzlerin yaşandığı Hindistan ise kadınların en sık özsavunmaya başvurduğu ülkelerin başında geliyor.

 

Olağanüstü Hal (OHAL) ile çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile bölge kentlerinde kapatılan kurumlar arasında birçok kadın kurumu da vardı. Kadın kurumlarının kapatılmasıyla, özelikle bölge kentlerinde kadın ve çocuklara yönelik cinsel istismar, taciz, şiddetin artması dikkat çekiyor.

 

Pınarlar için alanlara

İstanbul Sultangazi ilçesi Gazi Mahallesi’nde 15 Mayıs 2016’da evinde oturduğu sırada polisin dışarıdan açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren 3 çocuk annesi Pınar Gemsiz sınırsız şiddetin kurbanlarından sadece bir tanesi. Gemsiz’in ölümüne ilişkin geçtiğimiz Mayıs ayında 2 yıl aradan sonra hazırlanan Daimi Arama Kararı’nda failin tespit edilmediği belirtildi. Kararda zaman aşımı süresi 15 yıl olarak belirlenirken, zaman aşımı tarihi ise 15 Mayıs 2031 olarak belirlendi. Kararda ayrıca Gemsiz’in “nerden ve kimden geldiği belli olmayan” bir kurşunla yaşamını yitirdiği belirtilmesi dikkat çekti. Gemsiz’in ailesi yaşanan hukuksuzluğa dikkat çekerek, 25 Kasım’da kadınları alanlara çağırdı.

Gemsiz’in kadınların maruz bırakıldığı şiddet biçimlerinin farkında olan bir kadın olduğunu anlatan ablası Yeter Naz, “Pınar’ın başına gelen olay, OHAL’in yasallaştırdığı Cizre ve Sur’daki katliamların yansımasıydı. Şiddet belli bir noktada oluyorsa, olduğu yerde sınırlı kalmadığının göstergesidir” dedi. Kardeşinin kendini en güvenli hissetmesi gereken yer olan evinde devlet şiddetine kurban gittiğini dile getiren Naz, “Bundan dolayı toplumun her kesiminin aslında güvende olmadığının bilincine varması ve yaşanan şiddete karşı tepki göstermesi gerekir” diye tepki gösterdi.

 

Kardeşinin dosyasında gizlilik kararı olduğunu da hatırlatan Naz, “Birçok olayda olduğu gibi bu olayın da üstü örtülmek isteniyor. Devlet uyguladığı şiddeti örtbas etmeye çalışıyor” dedi. Devletin şiddeti beslediğini ve desteklediğini ifade eden Naz, “Polis, erkek, yani erk olan tüm yapılar devletin tutumundan güç alıyor. Aldığı güç ile daha fazla şiddet uyguluyor” diye belirtti.

 

Başka Pınarlar ölmesin diye

Kadına yönelik şiddet, taciz ve katliamların politik olduğuna vurgulayan abla Asiye Kaya da, “Ne olursa olsun kardeşimizin hakkını aramaya, hesap sormaya devam edeceğiz ki başka Pınar’lar ölmesin. Devlet ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın, halk bu şiddetin tanığı ve mutlaka bir gün hesabını verecekler” dedi. Yaşanan her kadın cinayetinde kardeşlerinin acısını tekrar hissettiklerini dile getiren Kaya, “Katledilen tüm kadınların hesabını soracağız” diyerek kadınları alanlara çağırdı.

Kadın yaşamdır

HDP Diyarbakır il Eşbaşkanı Filiz Buluttekin, geçtiğimiz yıla oranla bu yıl kadın katliamlarında daha fazla artış yaşandığına dikkat çekti. Buluttekin, “2016 yılında 328 kadın erkekler tarafından katledilirken, 2018 yılının henüz 8. ayında bu sayı 329’a yükseldi. Kadın cinayetleri her yıl artıyor. Kadın yaşamdır. Kadın hayattır. Kadın olmadan yaşam olmaz. Kadına yönelik şiddete artık dur denilmeli. Şiddetin her türlüsüne ortak bir bilinçle karşı duruş sergilenmeli “dedi.

 

Örgütlü mücadele büyütülmeli

Şiddete karşı tüm kadınların örgütlülüğünü arttırmaları gerektiğinin altını çizen HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, “Kadın yaşamdır. Kadın olmadan yaşamdan, özgürlüklerden söz edilemez. Kadınlar kendilerine karşı dayatılan baskıcı politikalara karşı örgütlü mücadelelerini arttırmaları gerekir. 25 Kasım’da tüm kadınlar alanlarda olmalı ve seslerini yükseltmeliler. Jin, jiyan azadi. Yaşasın kadın mücadelemiz. Yaşasın kadın örgütlülüğümüz” diye konuştu.

İtaat yok isyan var

Geçtiğimiz yıl “İtaat yok isyan var” sloganıyla 25 Kasım kapsamında taleplerini haykıran Kampüs Cadıları bu yılda çeşitli etkinliklerle alanlarda olacak. Kampüs Cadısı olan Gizem Işık, 25 Kasım için hazırlıklarının tüm hızıyla devam ettiğini söyledi. Işık, “Şiddeti görünür kılalım. Bu ataerkil zeminde erkek şiddetine karşı durmanın ancak yan yana durmaktan geçtiğini hep birlikte söyleyelim” dedi. Engellemelere rağmen örgütlenmeyi sürdürdüklerini dile getiren Işık, kadın mücadelesinin sokakta da ayağını oluşturmak gerektiğine dikkat çekerek, tüm kadınlarını kendileriyle dayanışmaya çağırdı.

 

Eve mahkum edilemezler

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kadını hedef haline getiren söylem ve icraatlar içinde olduğunu belirten DBP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Naşide Toprak, bu durumun kadını aileye, eve ve evliliğe mahkum ettiğini kaydetti. Toprak, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, 7 bin 550 çiftin yüzde 38’ini boşanmaktan vazgeçirdiklerinden gururla bahsetti. Bu durum bakanlığın boşanmalara ‘Arabuluculuk’ yöntemiyle kadını aileye mahkum ederek hedeflerine ulaşma yöntemidir. Bakanlığın kadını hedef haline getiren politikalardan vazgeçsin. Kadına yönelik şiddetin karşısında olmaya devam edeceğiz”dedi.

Emekçiler alanlarda olacak

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Kadın Meclisi önceki gün Karşıyaka Çarşı Postanesi’nden KESK’li kadın tutuklularla dayanışmak için kart attı. Kart atma etkinliğinin ardından Karşıyaka İskele karşısında gerçekleşen ‘İşimizi geri istiyoruz ‘ eyleminin 80. haftasına katılan kadınlar 25 Kasım vesilesiyle basın açıklaması gerçekleştirdi. AKP hükümetinin yarattığı toplumsal krizin faturasını kadınlar olarak ödemeyeceklerini belirterek eve hapseden yaklaşımlara karşı alanları terk etmeyeceklerini söyledi.

 

Dünya ekonomi forumu küresel cinsiyet uçurumu raporuna göre Türkiye’nin 140 ülke arasında 131. sırada olduğunu söyleyen KESK Kadın Meclisi’nden Dilek Kanlıbaş, kadınların kazanılmış haklarına dönük saldırılarla eşitsizliği derinleştirdiğini söyledi.

Mücadelemizde ısrarcıyız

OHAL ile çıkarılan KHK’ler eliyle kadın kurumsallaşmasına ve örgütlenmesine dönük saldırılar yapıldığını belirten KESK Kadın Meclisi’nden Fatma Arslan, KESK üyesi 1 bin 67 kadının bir gece yarısı çıkarılan KHK’lerle hukuksuz bir şekilde ihraç edildiğini, kadın belediye başkanları, milletvekilleri tutuklandığını kadınların iradesine dönük sayısız hak gaspı gerçekleştirildiğini söyledi. Fatma Arslan, “Bizi sivil ölüye çevirmek isteyen iktidar şunu çok iyi bilmelidir ki biz kadınlar bin bir emekle, dişimizle tırnağımızla kazandığımız alanları terk etmeyecek ve mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz Aile Değil Kadınız, Kadın Bakanlığı’nda Israrcıyız!” dedi.

 

Avukatlardan 25 Kasım çağrısı

Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu çağrısıyla, çok sayıda kurum ve kuruluşun katılacağı 25 Kasım etkinlikler düzenlenecek. Etkinlik takvimi şu şekilde olacak: 23 Kasım Cuma günü saat 12.00’de, Van Baro binasında basın açıklaması yapılacak. 24 Kasım Cumartesi Saat 18.00’de Hilton Otel’de, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında farkındalık etkinliği düzenlenecek. Bu etkinlikte yaşamını yitiren kadınların hikayeleri okunacak.

*Haberler Jinnews ve Mezopotamya Ajansı’ndan alınmıştır.

23 Kasım 2018

Yazdır