Halk düşmanı katil, hırsızlar, çöküntünün telaşıyla birbirini suçluyor

 

Faşist iktidar ve oligarşi içte-dışta çöküntü içinde olan asalak, sömürücü katil sistemlilerini kurtarma çabasında. Faşist Erdoğan ve iktidarı iyice teşhir olmuşken, yeni arayış ve umutlarla halklarımızı kandırma, aldatma peşindeler. AKP-MHP faşist ittifakının çöküntüyü önleyemediği gibi, giderek derinleştirmesi karşısında yeni figüranlar arıyorlar. Bu yeni figüranları yine AKP içinden çıkarma peşindeler. Yine CHP’ye koltuk değneği görevi biçilirken Davutoğlu, Gül, Babacan kurtarıcı olarak halklarımıza sunulmaya çalışılıyor.

"Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığı zaman, eminim en kritik dönemlerden, birkaç aydan biri 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki dönem olarak yazılacaktır” (A. Davutoğlu)

Bu sözler Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na çıkarken Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı’na taşıdığı ilk isim olan Ahmet Davutoğlu'na ait.

Davutoğlu’nun işaret ettiği 7 Haziran 2015 ve 1 Kasım 2015'te yapılan genel seçim tarihleri arasında Suruç'tan Dağlıca’ya, Ankara’dan, Diyarbakır’a kadar birçok kentte polise, askere, protesto için toplanan halka saldırılar düzenlendi. Yüzlerce sivil bombalı eylemlerde ve terör saldırılarında hayatını kaybetti.

AKP’nin tarihinde ilk kez tek başına iktidar olamadığı seçim olan 7 Haziran’ın hemen öncesinde (5 Haziran) HDP’nin Diyarbakır mitinginde patlayan bombayla olaylar silsilesi başladı.

İşte Davutoğlu’nun terörle mücadele konusunda birçok insanı suçladığı "en kritik dönem"de yaşananlarda belli başlı bazı yaşananlar;

17 Temmuz: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dolmabahçe Mutabakatı’nı tanımadığını söyledi.

20 Temmuz: Suruç’ta IŞİD’li canlı bomba, kendisini patlattı.

22 Temmuz: Ceylanpınar’da iki polis, evlerinde uyurken vuruldu.

23 Temmuz: IŞİD, Kilis’te sınırdan ateş açtı bir astsubay öldü.

24 Temmuz: TSK uçakları sözde IŞİD hedeflerini ile birlikte medya savunma alanlarına yönelik geniş çaplı bir bombardıman başlattı. Aynı zamanda Polis de Türkiye genelinde IŞİD, PKK ve DHKP-C operasyonu yaptı.

11 Ağustos: Erdoğan, çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını açıkladı.

17 Ağustos: Alanya’da şehit haberleri bahane edilerek Kürt vatandaşların işyerlerine saldırıdırlar düzenlendi, linçler gerçekleştirildi.

20 Ağustos’ta Antep'te Kürt düğününe yönelik yapılan bombalı saldırıda çoğu çocuk 51 kişi yaşamını yitirdi, 94 kişi yaralandı.

22 Ağustos: Yüzbaşı Ali Alkan, Şırnak’ta karakola düzenlenen saldırıda öldü. Bunun üzerine ağabeyi Yarbay Mehmet Alkan hükümete isyan etti.

5 Eylül: Cizre’de sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve insanlar bodrumlarda canlı canlı yakıldı.

10 Ekim: Ankara’daki barış mitinginde iki ayrı bombanın patlaması sonucu 103 kişi hayatını kaybetti.

20 Ekim: Davutoğlu, Van’daki mitinginde “AK Parti iktidardan indirilirse buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz Toroslar dolaşacak” derken bugün bunu söylüyor.

Halkalarımıza karşı yıllardır her türlü suçu işleyen, Suriye’nin kana bulanmasında Libya’ya vb bir çok alanda kan döken her türlü yolsuzluk hırsızlığı birlikte yapanlar bugün bir birini tehdit ederek suçları bir birinin üzerine atarak, bir yandan kendilerini aklamaya çalışırken, diğer yandan da zulüm düzenini kurtarma derdindeler.

Başta Kürdistan’daki katliyamlar olmak üzere, halklarımıza ve komşu halkara karşı, emekçilere, kadınlara gençlere, kısacası bu zalim katil sistemin döktüğü tüm kanda, çektirdiği tüm acılarda faşist şef Erdoğan kadar Davutoğlu da suç ortağıdır.

Bu katil, bu kan emici sömürücü hırsız, düzenin korucuları ve savunucuları, ne yaparsanız yapın suçlarınızı kimin üstüne atar, kimi suçlarsanız suçlayın bunun hesabını vermekten kaçamayacaksınız. Katil hırsızın alternatifi suç ortağı katil hırsız gösterilerek, bu kokuşmuş, çürümüş sistemi kurtaramayacaksınız. İşlediğiniz tüm suçların hesabını haklarımıza vermekten kaçamayacaksınız.

 

Yazdır